Merkez Bankası’nın faiz kararını değerlendirirken üç temel gerekçeye işaret ettiğini belirten Okşak, son enflasyon verileri ve öncü göstergelerin ana eğilimdeki düşüşü bir miktar desteklediğini söyledi.
Yüksek faiz politikasının temel amacının talebi azaltarak fiyat artışlarının önüne geçmek olduğunu hatırlatan Okşak, mevcut tabloda faiz politikasının etkisinin ve bundan sonra kat edilecek mesafenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de aylık ve yıllık enflasyon eğilimlerine bakıldığında, talep enflasyonundan çok dış dünyadaki gelişmelerin etkili olduğunu belirten Okşak; jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş gibi unsurların fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Yüksek faizlerin hem arz hem de talep tarafında finansmana erişimi zorlaştırdığını ifade eden Okşak, Merkez Bankası’nın aylık bazda artmaya devam eden enflasyon ile ekonomiyi yavaşlatan finansman koşulları arasında denge oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Örneğin, 2026 yılının başlarında açıklanan veriler, özellikle enerji fiyatlarındaki küresel yükselişin ve girdi maliyetlerindeki artışın enflasyon üzerinde belirgin bir baskı oluşturduğunu göstermiştir.
Bu nedenle genel kabul gören ekonomi teorisinde, faiz oranlarının düşük tutulmasının enflasyon yaratacağı ve enflasyonun arttığı bir dönemde de fiyat artışlarını dizginlemek için faiz artırımına gidilmesi gerektiği görüşü bulunuyor.
Cumhurbaşkanı dün yaptığı bir konuşmasında da ‘ Faiz sebeptir, enflasyon neticedir ‘ görüşünü yineleyerek şunları dile getirmişti: “ Ben bu görevde olduğum sürece faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim.
Kaynak: CNN Türk, Dailymotion, Enflasyonhesaplama, Medium, Diken, Finanskaynak

Henüz yayımlanmış yorum yok. İlk yorumu sen yaz.