Nükleer silahlar bu anlamda uzun süre caydırıcılığın zirvesi olarak görülmüş, görünürlükleri ve izlenebilirlikleri sayesinde küresel dengelerde belirli bir denetim mekanizması doğurmuştur.
Buna karşın biyolojik tehditler, özellikle mikroorganizma temelli olanlar, doğaları gereği daha muğlak, daha sessiz ve daha karmaşık bir risk alanı yaratmaktadır.
Mikro ölçekli biyolojik ajanların teorik olarak düşük maliyetli üretilebilirliği, tespit güçlüğü ve sınır tanımayan yayılım potansiyeli, bu alandaki endişelerin merkezinde yer almaktadır.
Biyolojik tehditler çoğu zaman “görünmez silah” metaforuyla anılsa da, pratikte bu tür ajanların etkili, kontrol edilebilir ve hedefe yönelik biçimde kullanılması son derece zordur.
Doğal mutasyonlar, çevresel faktörler, bağışıklık çeşitliliği ve epidemiyolojik dinamikler, biyolojik ajanların öngörülemezliğini artırır.
Bu durum, biyolojik silahların stratejik bir araç olarak sanıldığı kadar “kesin” olmadığını da ortaya koymaktadır.
Buna rağmen, yanlış bilgi, korku söylemi ve doğrulanmamış iddialar, biyolojik risk algısını olduğundan daha mutlak ve kaderci bir noktaya taşıyabilmektedir.
Aksi takdirde, biyolojik güvenlik tartışmaları, insanlığı korumak yerine toplumsal panik ve politik manipülasyon üretme riskini taşır.
Bu metin, biyolojik tehditleri “kaçınılmaz bir soykırım aracı” olarak değil, insan eliyle yönetilebilecek, sınırlandırılabilecek ve önlenebilecek küresel riskler olarak ele alır.
Biyolojik ajanların etkili bir silah haline gelebilmesi, yalnızca patojenin varlığıyla değil; üretim, stabilite, dağıtım ve hedef popülasyon üzerindeki davranışıyla mümkündür.
Biyolojik ajanların tespiti, geçmişe kıyasla çok daha gelişmiş küresel gözetim sistemlerine sahiptir.
Ayrıca biyolojik tehditler, saldırıyı gerçekleştiren taraf için de geri tepme riski taşır.
Bu nedenle askeri strateji literatüründe biyolojik silahlar çoğu zaman yüksek riskli ve düşük öngörülebilirlikte araçlar olarak değerlendirilir.
Bilimsel açıdan bakıldığında, biyolojik tehditlerin varlığı inkâr edilemez; ancak bunların mutlak, tek yönlü ve kaçınılmaz bir yok oluş aracı olarak sunulması da gerçekçi değildir.
Biyolojik ajanların etrafa yayılmaları; havaya püskürtülmeleri, insanlara hastalık taşıyan hayvanların enfekte edilmeleri veya gıdaların ve suların kirletilmesi ile sağlanabilir.
Anthropic biyolojik silaha dönüşebilecek araştırmaları engellemiş
Anthropic’in bir askerî enstitüde Claude’la biyolojik silah araştırmalarını engellediği ortaya çıktı.Şirketten istifa eden Jacob Coxon: “Yok oluş seviyesinde biyolojik silahlar üretebilir.”
Şirket, bazı bilim insanlarının Claude’u biyolojik silah geliştirilmesine katkıda bulunabilecek araştırmalarda kullandığını ve söz konusu çalışmaları engellediğini açıkladı.
Anthropic, araştırmaların gerçekten biyolojik silah geliştirmeyi amaçladığını belirleyemedi.
Şirkete göre bunun nedeni, aşı ve tedavi geliştirmek amacıyla yürütülen meşru biyolojik araştırmalarda kullanılan bilgi ve yöntemlerin, tehlikeli patojenlerin geliştirilmesinde de kullanılabilmesi.
Anthropic Tehdit İstihbaratı Başkanı Jacob Klein, New York Times’a, karşılaştıkları vakaların açık bir biyolojik silah talebi şeklinde olmadığını söyledi:
“Karşınızda çizgi romanlardaki gibi ‘Herkesi öldürmek için biyolojik silah yapmak istiyorum’ diyen biri yok.
Şirket, araştırmacıların kimliklerini, çalıştıkları kurumları, hangi ülkelerle bağlantılı olduklarını ve araştırmalarda söz konusu olan biyolojik ajanların tamamını açıklamadı.
Şirket buna rağmen olası kötü niyetli bir biyolojik araştırmayı gözden kaçırmanın sonuçlarının ağır olabileceğini değerlendirerek çalışmaları durdurdu.
Kaynak: DW Türkçe

Henüz yayımlanmış yorum yok. İlk yorumu sen yaz.