Türkiye Bulgaristan ile Romanya’nın artık NATO ve AB üyesi olduklarını ve ABD’nin yıllardır Montrö Sözleşmesi’nin kısıtlamalarından kurtulma çabalarını dikkate alarak tedbirli olmalıdır.

Netanyahu ’nun, Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın, “Sünni İttifakı” olarak tanımlandığı, İsrail’in yeni “Ulusal Güvenlik Doktrini” ni açıklarken “Türkiye ile bir çatışma bekliyor musunuz” sorusuna, “Türkiye ile bir çatışmayı önlemeye çalıştığı” yanıtını vermesi ancak Trump’ın Erdoğan ile yakın ilişkilerine dikkat çekerek “ABD ile İsrail arasında Türkiye politikası konusunda görüş ayrılıkları olduğunu ve Trump ile bu konuda ters düşündüğünü” söylemesi fazla söze gerek bırakmıyor.

Türkiye’nin hangi ulusal güvenlik çıkarına hizmet edeceği anlaşılamayan Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakatı’na, iktidara yakın küçük bir grubun çıkarları için Türk savunma sanayi ürünlerine pazar bulmak beklentisiyle katılmış olabileceği akla geliyor.

Böyle ise Türkiye’nin de Başkan Eisenhower ’ın tehlikelerine dikkat çektiği, devletlerin savaş yanlısı olmalarına yol açan “askeri endüstriyel kompleks” tarafından yönetildiği anlamını taşır.

Artık ne laik ne de sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhuriyet Devrimi’nin tüm birikiminin neredeyse yok edildiği bir dönemde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bir kez daha buruk bir şekilde kutlanacak.

Türkiye’nin içine düşürüldüğü çaresizlik, uzun diplomasi yaşamında kendisini hiç çaresiz hissetmeyen beni isyan ettiriyor.

Kaynak: Nefes, Okubak, Ozgurpolitika, Youtube, Dikgazete, Eksisozluk