Önceki seçimleri genel olarak "İsrail'in bir demokrasi olduğuna inanmadıkları ve bu söyleme meşruiyet kazandırmak istemedikleri" için boykot eden İsrail vatandaşı Filistinliler, bu seçimlere büyük katılım gösterdi.

İsrail vatandaşı Filistinlilerin yüksek katılımıyla, kesinleşmemiş kısmi resmi sonuçlara göre, Mansur Abbas liderliğindeki Raam'ın 7, üç partinin birleşiminden oluşan Ortak Liste'nin ise 12 milletvekilini Meclise göndermeye hak kazanması, tarihi bir başarı olarak kayıtlara geçti.

Dikkati çeken bu başarı, koalisyon hesaplarında Raam ve Ortak Liste'yi kilit bir konuma taşıdı.

İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılımı, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in başvurusuyla engellenmek istendi.

Netanyahu hükümeti, seçimler öncesinde engellemeye çalıştığı İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partileri, seçimler sırasında ve sonrasında da hedefe koydu.

Aşırı sağcı hükümetin ayrımcı baskı politikaları, soydaşları Gazze'de öldürülen, Batı Şeria'da saldırılara maruz kalan "1948 Arapları" olarak isimlendirilen İsrail vatandaşı Filistinlileri de hedef aldı.

Güneydeki baskı politikasına ek olarak, tüm bölgelerde çok sayıda İsrail vatandaşı Filistinli, 7 Ekim 2023 sonrasında suç unsuru barındırmayan sosyal medya paylaşımları dahi gerekçe gösterilerek yargılandı, mesleklerinden ve okullardan uzaklaştırıldı, ayrımcılığa maruz bırakıldı.

Filistinlileri temsil eden partiler, tarihi başarının ardından yine hedef alındı

"Raam" ve "Ortak Liste" seçimlerde büyük başarı göstererek Mecliste 19 milletvekiliyle temsil edilme yolunda ilerlerken, Rahat'taki görüntüler paylaşılarak "apartheid rejimi olmadığı" öne sürülen İsrail'de, seçim sonuçlarının açıklanmaya başlanmasının ardından da hedef tahtasına konuldu.

İsrail vatandaşı Filistinlilerin seçimlere katılım oranının yüksek olması üzerine "seçimlerin Arap partileri tarafından çalındığını" iddia eden Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, seçimlerde usulsüzlük yapıldığını savundu.

Kaynak: Anadolu Ajansı