Siyasi tartışmalarda ya da metinlerde devlet aklı ifadesiyle sık sık karşılaşıyoruz.

Bildiğim kadarıyla devlet aklı kavramına Avrupa siyasetinde pek itibar edilmiyor, kullanıldığında da bizde olduğu kadar olumlu bir anlam ifade etmiyor.

Devlet Aklı kavramının evrimi ve kullanımı ile ilgili son derece kapsamlı bir eser kaleme almış olan Friedrich Meinecke, kitabını devlet aklının içlerinde tanrı ile şeytanın birbirine geçtiği düşüncelerin başta geleni olduğunu söyleyerek bitiriyor.

Devlet aklı kavramı temelinde geliştirilen düşünme biçiminin başyapıtının Machiavelli’nin Prens ’i [3] olduğu kabul görüyor.

Kendisine sempati besleyen Giovanni de Medici’nin papa olmasının da yardımıyla serbest bırakılmış ve hemen arkasından Urbino dükü Lorenzo de Medici’ye ithaf ettiği eserinde [4] devlet aklı ( ragion di stato ) terimini kullanmadan, iktidarını korumak için prensin nelere dikkat etmesi, neler yapması gerektiğini anlatmış.

Guicciardini devleti yönetmeyi sanat olarak, yönetirken karşılaşılan sorunlara çözüm bulmaya odaklanan düşünme biçimini de devlet aklı olarak tanımlamış.

Guicciardini’den farklı olarak, prenslerin her daim akılda bulundurmaları gereken temel kurallar olduğunu savunduğu ve bunları bir sistematiğe oturtarak kavramsallaştırdığı için, bu terimi kullanmamış olsa da, Machiavelli devlet aklı düşüncesinin kuramcısı olarak ün kazanmış.

Kaynak: 10Haber