Kut'ül Amare'de Osmanlı ruhu canlandı! 160 yıllık tarihi El Imara El Kebir Camii yeniden açıldı

Giriş Tarihi: 06 Kasım 2026 13:31 Son Güncelleme: 06 Kasım 2026 13:36

A Haber’i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!

Bir zamanlar Osmanlı'nın adalet ve kardeşlik anlayışıyla şekillenen Irak topraklarında, 160 yıllık bir ecdat yadigârı yeniden ayağa kalktı. Yıllarca çatışmaların, mezhep ayrılıklarının ve etnik gerilimlerin gölgesinde kalan Amara'da El Imara El Kebir Camii, yıllar süren çalışmaların ardından kapılarını yeniden açtı. Türkiye'den gönderilen ustalar, malzemeler ve hayırseverlerin desteğiyle Osmanlı mimarisi yeniden hayat buldu. Sünni ve Şii Müslümanları aynı safta buluşturan tarihi cami, Türk, Kürt ve Arap halklarının ortak geçmişini hatırlatan bir kardeşlik sembolüne dönüştü.

Dicle'nin kıyısında, Irak'ın güneyinde yılların izlerini taşıyan bir şehir... Bir zamanlar Osmanlı'nın imar ettiği, farklı halkların ve inançların aynı coğrafyada bir arada yaşadığı Amara... Bugün bu topraklarda yalnızca 160 yıllık bir cami yeniden yükselmiyor; aynı zamanda geçmişin ortak hafızası da yeniden canlanıyor.

Yıllarca savaşların, mezhep gerilimlerinin ve etnik ayrışmaların gölgesinde kalan Irak'ta, Osmanlı'dan miras kalan El Imara El Kebir Camii, yeniden ibadete açıldı. Osmanlı'nın bölgedeki izlerini taşıyan tarihi yapı, yeni görünümüyle Amara'nın siluetine kazandırılırken, taşıdığı anlam mimarisinin çok ötesine uzanıyor.

El Imara El Kebir Camii'nin Osmanlı arşivlerindeki görüntüsü (Foto: ahaber.com.tr)

Irak Türkmenleri Adalet, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mithat İbrahim'in öncülüğünde yürütülen çalışmalarla yeniden ayağa kaldırılan cami, Türkiye ile Irak arasındaki tarihi bağların da dikkat çekici bir örneği oldu. Bir telefonla başlayan girişim, Türkiye'den Irak'a uzanan büyük bir dayanışma seferberliğine dönüştü.

Irak Türkmenleri Adalet, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mithat İbrahim, cami açılışında konuşma yapıyor. (Foto: ahaber.com.tr)

BİR ZAMANLAR AYNI MEDENİYETİN ÇATISI ALTINDAYDILAR! OSMANLI MİRASI YENİDEN BİRLEŞTİRİYOR

El Imara El Kebir Camii'nin hikâyesi, 19. yüzyıla, Osmanlı'nın Irak topraklarındaki imar faaliyetlerine uzanıyor. 1860-1861 yıllarında, Osmanlı'nın Basra Valisi Abdülkadir Kölemen Paşa'nın girişimiyle inşa edilen cami, Amara kentinin dini ve sosyal hayatında önemli bir merkez haline geldi.

El Imara El Kebir Camii'nin 1960'lardaki görüntüsü (Foto: ahaber.com.tr)

Osmanlı döneminde farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşadığı bu coğrafyada cami, yalnızca ibadet edilen bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal hayatın buluşma noktalarından biri oldu.

Aradan geçen 160 yılı aşkın sürede savaşlar, siyasi çalkantılar ve toplumsal ayrışmalar yaşandı. Ancak Osmanlı'dan kalan bu miras, bölgenin hafızasındaki yerini korudu.

Bugün yeniden yükselen cami, Türk, Kürt ve Arap halklarının ortak tarihine, aynı coğrafyada şekillenen kardeşlik bağlarına işaret ediyor. Farklı kimliklerin ve mezheplerin ayrışma değil, ortak bir medeniyetin parçası olabileceğini hatırlatıyor.

Mithat İbrahim'in de özellikle vurguladığı gibi, bölgede Osmanlı döneminden kalan eserlere sahip çıkılması yönünde güçlü bir beklenti bulunuyor. İbrahim, Osmanlı'nın bölgede bıraktığı adalet ve merhamet mirasına duyulan özlemin, caminin yeniden inşa edilmesindeki en önemli motivasyonlardan biri olduğunu belirtiyor.

BİR TELEFONLA BAŞLADI, TÜRKİYE'DEN IRAK'A UZANAN ECDAT SEFERBERLİĞİNE DÖNÜŞTÜ!

Tarihi caminin yeniden ayağa kaldırılması, bölge halkının bir çağrısıyla başladı.

Amara'daki cami cemaatinin Irak Türkmenleri Adalet, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ne ulaşarak tarihi yapının durumunu anlatması üzerine Mithat İbrahim ve dernek yönetimi harekete geçti.

Bölge halkının talebi açıktı: Osmanlı'dan kalan bu miras sahipsiz bırakılmamalıydı.

1960'larda son Osmanlı imamı ile bölge halkının 1960'lardaki El Imara El Kebir Camii önündeki görüntüsü (Foto: ahaber.com.tr)

Dernek yönetimi, caminin durumunu yerinde incelemek üzere bölgeye bir heyet gönderdi. Yapılan saha çalışmasının ardından hazırlanan rapor ve ikinci değerlendirmeler sonucunda, tarihi yapının yalnızca restore edilmesinin yeterli olmayacağı, yıkılarak yeniden inşa edilmesi gerektiği kararlaştırıldı.

Bunun üzerine Irak hükümeti nezdinde gerekli başvurular yapıldı. İlgili bakanlıklar, vakıf idaresi ve yerel yönetimlerden izinler alındı. 2022 yılında caminin yıkımı gerçekleştirildi ve yeni yapının temeli atıldı.

El Imara El Kebir Camii'nin restorasyon öncesi görüntüsü (Foto: ahaber.com.tr)

Ancak bu kez karşılarında yalnızca mimari bir çalışma yoktu. Bürokratik engeller, finansman sorunları ve tarihi mimarinin korunması gibi zorlu süreçler vardı. Türk ve Irak kökenli hayırseverlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve destekçilerin katkılarıyla bütün bu engeller aşıldı.

CAMİNİN YÜZDE 80'İ TÜRKİYE'DEN! OSMANLI MİMARİSİ İÇİN KONYA'DAN İSTANBUL'A SEFERBERLİK

El Imara El Kebir Camii'nin yeniden inşasında Türkiye'nin katkısı dikkat çekti. Caminin yapımında kullanılan malzemelerin yaklaşık yüzde 80'i Türkiye'den temin edildi.

Osmanlı mimarisinin özgün çizgilerini yaşatmak için Türkiye'nin farklı şehirlerinden ustalar ve malzemeler Irak'a gönderildi.

Minare ve şerefe kalıpları Konya'dan yola çıktı. Büyük kubbenin ve dokuz küçük kubbenin kurşun kaplamalarında İstanbul'dan gelen ustalar görev aldı. Aydınlatma malzemeleri İstanbul'dan temin edildi. Minber, mihrap ve dış cephe mermerleri de Türkiye'den gönderildi.

El Imara El Kebir Camii'nin malzemeleri Iraklı ve Türk hayırseverlerin desteğiyle Türkiye'den gönderildi.

Caminin halısı, Ayasofya Camii'nin halısını üreten firmaya yaptırıldı. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerinden renkli pencereler de yeniden hayat buldu.

Büyük cami avizesinden hat ve tezhip süslemelerine, yaldız işlemelerinden mimari ayrıntılara kadar pek çok unsur Türkiye'den gelen ustaların emeğiyle hazırlandı.

Böylece Türkiye'den Irak'a uzanan bu dayanışma, bir caminin yeniden inşasının çok ötesinde anlam kazandı. Osmanlı'nın asırlar önce bıraktığı mimari izler, Türkiye'den giden ustaların ellerinde yeniden hayat buldu.

Irak Türkmenleri Adalet, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mithat İbrahim, ecdat yadigarı caminin saha çalışmasında (Foto: ahaber.com.tr)

SÜNNİ VE ŞİİLER AYNI SAFTA! OSMANLI'NIN BİRLEŞTİRİCİ MİRASI YENİDEN HATIRLANDI

Caminin en dikkat çekici yönlerinden biri de farklı mezheplerden Müslümanları aynı çatı altında buluşturan geçmişi.

Yıllarca mezhepsel gerilimlerin yaşandığı Irak'ta El Imara El Kebir Camii, Sünni ve Şii Müslümanların birlikte ibadet ettiği önemli mekânlardan biri olarak öne çıkıyor.

Meysan Sünni Vakfı Müdürü Şeyh Wisam Salman, caminin bu birleştirici kimliğine dikkat çekerek özellikle 1990'lı yılların sonlarında burada düzenlenen ortak cuma namazlarını hatırlatıyor. Sünni ve Şii Müslümanların aynı saflarda buluştuğu bu ibadetler, 2003 sonrasında da devam etti.

Tarihi cami, böylece yalnızca bir mezhebin değil, bütün Müslümanların ortak ibadet mekânı olarak hafızalarda yer edindi.

Bu birliktelik, Osmanlı döneminde farklı inanç ve toplulukların aynı coğrafyada bir arada yaşadığı ortak medeniyet mirasını da hatırlatıyor. Bugün yeniden açılan cami, mezhep farklılıklarının ötesinde buluşmanın mümkün olduğunu gösteren sembolik bir anlam taşıyor.

El Imara El Kebir Camii, 4 yıllık zorlu çalışmaların ardından bugün 6 Kasım Cuma günü kapılarını Müslümanlara açtı.

OSMANLI'YA DUYULAN HASRET! ECDAT MİRASI İÇİN ELLER YENİDEN BİRLEŞTİ

Mithat İbrahim'in anlattıkları, projenin arkasındaki duygusal bağı da ortaya koyuyor.

İbrahim'e göre bölge halkının Osmanlı'dan kalan eserlere sahip çıkılmasını istemesi, yalnızca tarihi yapıların korunmasıyla ilgili değil. Bu talebin arkasında geçmişten kalan adalet, merhamet ve güven duygusuna duyulan özlem de bulunuyor.

Osmanlı'nın bölgede bıraktığı eserler, aradan geçen uzun yıllara rağmen halkın hafızasında yaşamaya devam ediyor. İbrahim, Osmanlı'nın bölgede herkesin özlem ve hasret duyduğu bir ecdat mirası olarak görüldüğünü ifade ediyor.

Caminin yeniden inşasına destek verenler arasında Osmanlı şehidinin torununun da bulunması, bu bağın kuşaklar boyunca nasıl yaşatıldığını gösteren dikkat çekici bir ayrıntı.

İbrahim'in hedefi ise yalnızca Amara'daki camiyi yeniden ayağa kaldırmakla sınırlı değil. Kerkük ve Bağdat başta olmak üzere Irak'taki diğer Osmanlı eserlerinin de yeniden ihya edilmesi için çalışmaların sürdürülmesi isteniyor.

Irak Türkmenleri Adalet, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mithat İbrahim, Başkan Yardımcısı Hasan Seyidoğlu ve ekipleri ve ekibi (Foto: ahaber.com.tr)

400 KİŞİLİK CAMİDEN DAHA FAZLASI! KÜTÜPHANE, HAFIZLIK KURSU VE EĞİTİM MERKEZİ

Yaklaşık 2 bin metrekarelik alana yayılan El Imara El Kebir Camii, 350-400 kişilik ibadet kapasitesine sahip.

İki yüksek minaresi ve görkemli kubbesiyle Amara'nın siluetine yeniden kazandırılan yapı, dini ve sosyal yaşamın da merkezlerinden biri olmayı hedefliyor.

Caminin bünyesinde hafızlık kursu, kadınların namaz kılabileceği ayrı bir bölüm, kütüphane, imam odası ve müezzin evi bulunuyor.

Çocuklara ve gençlere yönelik Kur'an-ı Kerim eğitimlerinin de sürdürüleceği cami, geçmişte üstlendiği eğitim ve toplumsal dayanışma rolünü yeniden canlandıracak.

El Imara El Kebir Camii (Foto: ahaber.com.tr)

Böylece 160 yılı aşkın süredir Amara'nın hafızasında yaşayan tarihi yapı, yeni nesiller için de bir buluşma noktası haline gelecek.

İLK CUMA NAMAZINDA ELLER ECDAT, TÜRKİYE VE MAZLUMLAR İÇİN SEMAYA KALKTI

Yıllar süren çalışmalar tamamlandı. Türkiye'den Irak'a uzanan dayanışma seferberliği meyvesini verdi. El Imara El Kebir Camii yeniden ibadete açıldı.

İlk cuma hutbesinde Osmanlı ecdadının dua ve rahmetle anıldı. Eller semaya yalnızca Amara için değil, Osmanlı'nın izlerini taşıyan bütün coğrafyalar, Türkiye ve mazlum halklar için kalktı.

El Imara El Kebir Camii'nde bugün cuma namazıyla açılış gerçekleştirildi.

Dicle kıyısında yeniden yükselen bu tarihi yapı, geçmişten bugüne uzanan bir hikâyenin yeni sayfasını açıyor.

Bir zamanlar Osmanlı'nın imar ettiği topraklarda, bugün Türkiye'den giden ustaların elleriyle yeniden yükselen bir cami...

Bir zamanlar aynı medeniyetin çatısı altında yaşayan halkların ortak hafızasına açılan bir kapı...

Ve yılların ayrılıklarına rağmen hâlâ aynı safta buluşabilen insanların hikâyesi...

Amara'da yeniden yükselen yalnızca bir cami değil; ecdat yadigârı bir medeniyetin, kardeşlik ve ortak geçmiş hatırasının yeniden canlanması.

Şehade İbrahim ahaberinternet@ahaber.com.tr