Son araştırmaya göre kent genelindeki hava kirliliği, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3 arttı.

Ancak araştırmanın dikkat çeken ayrıntısı, aynı şehirdeki ilçeler arasında hava kalitesi bakımından büyük farklılıklar bulunması oldu.

Havanın en temiz olduğu yer Kandilli olarak öne çıkarken Sultangazi’de hava kirliliğinin 5 kat daha fazla olduğu belirtildi.

İstanbul’un ilçeleri arasındaki hava kalitesi farkı, kirliliğin kent genelinde eşit dağılmadığını ortaya koyuyor.

Kandilli, havanın en temiz olduğu bölgeler arasında yer alırken Sultangazi’de hava kirliliğinin 5 kat daha yüksek olduğu ifade ediliyor.

Orhan Şen, İstanbul’daki hava kirliliğinin neden ilçeden ilçeye değiştiğini değerlendirdi.

Orhan Şen, İstanbul’da hava kirliliğinin semtlere göre değişmesinde topoğrafik yapının önemli rol oynadığını belirtti.

İstanbul’daki hava kirliliğinin kaynaklarından birinin ulaşım faaliyetleri olduğunu belirten Şen, otomobil, otobüs, uçak ve deniz taşıtlarının atmosfere kirletici bıraktığını söyledi.

İstanbul Boğazı’ndan günde yaklaşık 300 tanker geçtiğine dikkat çeken Şen, bu gemilerin kullandığı yakıt nedeniyle bacalarından atmosfere kirletici salındığını ifade etti.

Boğazın bir kanal oluşturması nedeniyle gemilerden kaynaklanan kirliliğin şehir üzerinde birikebildiğini belirten Şen, deniz ulaşımının da hava kirliliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul genelinde sanayi kaynaklı kirliliğin çok yüksek olmadığını belirten Şen, buna rağmen bazı bölgelerdeki küçük ölçekli sanayi faaliyetlerinin kirliliğe katkı sağladığını ifade etti.

Şen, özellikle Ayamama Deresi ve Menekşe Deresi çevresindeki küçük ölçekli sanayi işletmelerinin hava kirliliğine neden olan etkenler arasında bulunduğunu dile getirdi.

Ataşehir’deki Hava Kirliliğinin Nedeni Ne?

İstanbul’da hava kirliliğinin yalnızca bir ilçenin kendi kaynaklarından oluşmadığını belirten Şen, ısınma kaynaklı kirliliğin de önemli bir etken olduğunu söyledi.

Ataşehir örneğini veren Şen, ilçede doğal gaz kullanılmasına rağmen çevredeki bazı bölgelerde kömür kullanımının hava kirliliğine yol açabildiğini ifade etti.

Bu bölgelerde oluşan kirleticilerin rüzgâr ve hava hareketleriyle başka ilçelere taşınabildiğini belirten Şen, hava kalitesinin değerlendirilmesinde çevre ilçelerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Hava kirliliğine katkı sağlayan bir diğer unsurun hava ulaşımı olduğunu belirten Şen, İstanbul Havalimanı’ndaki yoğun uçak trafiğine dikkat çekti.

Şen, gökdelenlerin hâkim rüzgâr yönü dikkate alınmadan inşa edilmesinin hava sirkülasyonunu olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Bu nedenle gökdelenlerin çevresinde hava kirliliğinin artabileceğini vurgulayan Şen, vatandaşların bu bölgelerde yürürken dikkatli olmaları gerektiğini dile getirdi.

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte hava kirliliği konusunun daha fazla önem kazandığını belirten Şen, Türkiye’de bazı şehirlerde kirliliğin hâlâ önemli bir sorun olduğunu söyledi.

Kayseri, Malatya ve Eskişehir gibi şehirlerde hava kirliliğinin görüldüğünü ifade eden Şen, doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla bazı bölgelerde hava kalitesinin iyileşmeye başladığını belirtti.

Ankara’yı örnek gösteren Şen, şehrin topoğrafik yapısının hava kirliliğinin birikmesine elverişli olmasına rağmen doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla kirliliğin azalmaya başladığını kaydetti.

İstanbul’da hava kirliliğinin özellikle belirli semtlerde ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu bölgelerde sorun olmaya devam edebileceğini belirten Prof.

Şen’in değerlendirmesine göre trafik yoğunluğu, ısınma kaynaklı emisyonlar, sanayi faaliyetleri, uçak ve gemi trafiği ile kentin topoğrafik yapısı, İstanbul’daki hava kalitesini etkileyen başlıca faktörler arasında yer alıyor.

İstanbul, Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç 'i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur.

İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa'daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya'daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir.

Kaynak: Wikipedia, Ibb