Yapılan yeni bir araştırma, insanlığın fosil yakıt kullanımıyla yarattığı küresel ısınmanın, dünyada başlamak üzere olan yeni bir buzul çağını durdurduğunu ortaya koydu.

Her ne kadar doğal döngüye göre buzul çağının insan yaşamını etkilemesi binlerce yıl sürecek olsa da, uzmanlar bu durumun gezegenin dengesinin ne kadar kökten değiştirildiğini gösterdiğine dikkat çekiyor.

İnsan kaynaklı iklim krizinin sadece mevcut ısınmaya yol açmadığı, aynı zamanda gelecekteki olası tüm buzul çağlarını da çok uzun bir süre boyunca ortadan kaldırdığı ifade ediliyor.

Kuzey Kutbu'ndaki Kanada'da küçülen bir buz tabakası, yeni araştırmalara göre insanların fosil yakıtları yakarak gezegenin bir sonraki buzul çağını durdurmuş olabileceğini ortaya koyuyor.

Yemen’de insanlar aşırı sıcaklarla mücadele ediyor, Alpler’de köyler eriyen buzulların tehdidi altında kalıyor, bilim insanları ise okyanuslardaki yaşamın büyük bölümünün yok olabileceği konusunda uyarıyor.

Almanya’nın Bonn kentinde devam eden SB64 Ara Dönem İklim Müzakereleri ile COP31 Antalya sürecini değerlendirdiğimiz Haftanın İklim Zirvesi ‘nde Ecehan Balta, adil geçiş, iklim finansmanı, uyum politikaları ve Halkların İklim Zirvesi’nin iklim adaleti odaklı alternatif önerilerini ele alırken ; İklim Kuşağı Konuşuyor ‘da ise Atlas Sarrafoğlu, Türkiye’nin açıkladığı COP31 Eylem Gündemi’ni ve fosil yakıtlardan çıkış tartışmalarını masaya yatırıyor .

Açık Yeşil ‘de, COP31 hazırlıkları kapsamında Bonn İklim Konferansı’ndan izlenimleri değerlendirerek Türkiye’nin COP31 başkanlığı için açıkladığı öncelikleri, elektrifikasyon ve temiz enerji hedeflerini, fosil yakıtlardan uzaklaşma tartışmalarını ve iklim eylem gündemine dair yeni önerileri ele aldık .

Açık Gazete ‘de, Bonn’da devam eden Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ara müzakerelerini takip eden Cem Bico ile COP31’e giden süreçte müzakerelerin seyrini, Türkiye ve Avustralya’nın açıkladığı eylem gündemini, fosil yakıtlardan uzaklaşma tartışmalarını ve iklim adaleti hareketinin Bonn’daki hazırlıklarını konuştuk .

Bunlar, Kuzey Yarımküre’nin bazı bölümlerinin inatçı bir soğukla boğuştuğu, geçtiğimiz bin yıldaki birkaç yüzyıllık bir dönem olan Küçük Buzul Çağı’nı tanımlayan olaylardan bazılarıydı.

Küçük Buzul Çağı gerçek bir buzul çağı değildi; ortalama soğuma muhtemelen yalnızca 0,5 santigrat derece civarındaydı ve sürekli soğuk da değildi.

Bazı araştırmacılar bunun daha erken başlamış olabileceğini iddia etse de NASA, Küçük Buzul Çağın 1550 civarında başladığını ve aralarda nispeten sıcak aralıkların olduğu üç soğuk zirveden (1650, 1770 ve 1850 civarında) oluştuğunu tanımlıyor.

(İlgili: Norveç’teki Eriyen Buzullarda Demir Gem ve Deri Kayış Bulundu) Bilim insanları hâlâ Küçük Buzul Çağı’na tam olarak neyin sebep olduğunu bulmaya çalışıyor.

Daha az kesin olarak, Küçük Buzul Çağı, kısmen köylü ayaklanmalarına yol açan yiyecek kıtlığının bir sonucu olarak Çin’deki Ming Hanedanlığı’nın çöküşünde rol oynamış olabilir.

Küçük Buzul Çağı’nın harekete geçirmiş olabileceği büyük tarihsel dalgalanmaların ötesinde, köylüler ve kent yoksulları üzerinde özellikle ciddi etkileri oldu.

Yazar Brian Fagan, Küçük Buzul Çağı adlı kitabında, “Arpa ve yulaf unuyla karıştırılmış öğütülmüş fındık kabuklarından yapılan ekmekle yaşayan Alp köylülerini” anlatıyor.

Kaynak: TRT Haber, Haberaktuel, Acikradyo, Yenicaggazetesi, Arkeofili