Araştırmacı yazar Serap Yeşiltuna’yla “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” kitabından hareketle bugün büyük ölçüde unutulan bu mirası konuştuk.
Araştırmacı yazar Serap Yeşiltuna, erken Cumhuriyet döneminin çocuklara bakışıyla ilgili çok önemli bir tarihi çalışma hazırladı ve “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” kitabında, bir zamanlar Çocuk Esirgeme Kurumu’nun isminin “Çocuk Sarayı” olduğunu hatırlattı.
Çocuk Sarayı 1921’de sayıları yüz binlere ulaşan öksüz ve yetim çocuğun barınması amacıyla kurulan Himayeyi Etfal Cemiyeti’nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) genel merkezi ve hizmet binası olarak inşa edilmiş.
Bu binaya “saray” denmesinin ise bir tek nedeni vardır, o da ülkenin geleceği olan çocuklar… Nitekim “Çocuk Sarayı” Cumhuriyetin çocuk politikasının en simgesel dışavurumudur.
Çocuk Sarayı yalnızca çocuğu değil, kadını da korur ve gözetirdi.
Binanın bulunduğu cadde yıllarca Çocuk Sarayı Caddesi olarak anılmış.
Bina hâlâ duruyor Ulus’ta ama ismi artık Çocuk Sarayı değil.
Sanıyorum bu kutlamalara ev sahipliği yapan ilk bina da Çocuk Sarayı…
Daha önce kurumun girişimiyle yavruların rozet günü olarak kabul edilen bu özel gün, 1927’de Atatürk’ün teşviki ve Fuat Umay’ın öncülüğünde Hâkimiyeti Milliye günü ile birleşerek Çocuk Bayramı’na dönüşmüştür.
“Atatürk’ün Çocuk Sarayı” isimli kitabımın fikri de böyle çıktı aslında.
Çocuk Sarayı da bu nedenle hep masalsı geldi bana.
Kaynak: Cumhuriyet

Henüz yayımlanmış yorum yok. İlk yorumu sen yaz.