Arif Ahmet Denizolgun dosyasında yeni gelişme! Başsavcılıktan ATK’ya kritik soru
A Haber’i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin ATK raporundaki çelişkilerin giderilmesi için ek rapor istedi. Talepte, yüksek tansiyon değerlendirmesinin dayanağı, erken müdahale ihtimali ve geç ihbar nedeniyle delil kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin sorular yer aldı.
DENİZOLGUN DOSYASINDA EK RAPOR TALEBİ
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumundan (ATK) ek rapor talep etti. Başsavcılık, rapordaki çelişkilerin giderilmesini ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesini isterken geç ihbar nedeniyle delil kaybı yaşanıp yaşanmadığının da araştırılmasını istedi.
ERKEN MÜDAHALEYLE ÖLÜM ÖNLENEBİLİR MİYDİ?
Beykoz'daki çiftliğinde 7 Eylül 2016'da hayatını kaybettiği aktarılan Denizolgun hakkında ATK 1. İhtisas Kurulunun hazırladığı raporda, ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından kaynaklandığı değerlendirmesi yer aldı. Başsavcılık ise bu değerlendirmenin tıbbi dayanaklarının açıklanmasını, göğüs bölgesindeki kanama bulgularının incelenmesini ve erken müdahaleyle ölümün önlenip önlenemeyeceğinin belirlenmesini talep etti.
ATK, BASKI UYGULANARAK ÖLDÜRÜLDÜĞÜNE DAİR TIBBİ DELİL BULMADI
ATK, raporunda ağız ve burnun kapatılması, boyna bası uygulanması veya göğse bastırılması sonucu ölüm meydana geldiğini gösteren tıbbi delil bulunmadığını belirtti. Travma ve zehirlenme ihtimallerine ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda şu ifadeler kullanıldı:
ÖLÜM TARİHİ İÇİN KESİN OLMAYAN DEĞERLENDİRME
"Kişinin ağız burun kapama, boyna bası ve göğse bastırılarak öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, otopsisinde ve fethi kabir suretiyle elde edilen dokularında tespit edilen ağır metallerin normal düzeylerde olduğu, aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında, kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, ölümünün kesin olmamakla birlikte 6 Eylül 2016'da meydana gelmiş olabileceği, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalığı bulunan kişinin ölümünün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu mütalaa edilmiştir."
TESPİT EDİLEN AĞIR METALLER NORMAL DÜZEYLERDE DEĞERLENDİRİLDİ
Rapora göre, 19 Ağustos'ta gerçekleştirilen fethikabir işlemi sırasında alınan örnekler analiz edildi. Kemiklerde, mezardan alınan toprak örneklerinde ve karşılaştırma amacıyla mezardan uygun uzaklıkta alınan referans toprak örneklerinde farklı miktarlarda molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum tespit edildi. Bir kemik örneğinde bunlara ek olarak antimon bulundu. ATK, tespit edilen ağır metallerin normal düzeylerde olduğunu değerlendirdi.
KIKIRDAKTA KIRIK HATLARI VE DOKU EKSİKLİĞİ TESPİTİ
Boyun kıkırdağı ve boyun kemiği parçalarının stereomikroskopik incelemesinde, boyun kemiği gövdesinin sağlam olduğu belirtildi. Boyun kıkırdağının büyük ölçüde kalsifiye olduğu, kalsifikasyonun tamamlanmamasına bağlı petek görünümlü dokuda yer yer doku eksikliği, kırık hatları ve kırığa bağlı deformasyonlar görüldüğü aktarıldı.
GÖĞÜSTEKİ ÜÇ EKİMOZ İÇİN ÖLÜM ÖNCESİ 3-14 GÜN DEĞERLENDİRMESİ
ATK, tiroid kartilajında tespit edilen kırığın mezara gömme ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında oluştuğu sonucuna vardı. Ölü muayenesi ve otopside göğüs bölgesinde tanımlanan üç ekimozun ise ölümden önceki 3-14 gün içinde oluştuğu ve ölüme yol açabilecek nitelikte olmadığı değerlendirmesini yaptı.
BAŞSAVCILIK, SCM KASI İNCELEMESİNİN AYRINTILARINI İSTEDİ
Başsavcılık, ek rapor talebinde SCM kası örneğinde "ağır otoliz" olarak belirtilen doku bozulmasına rağmen tıbbi tespitlerin nasıl yapılabildiğinin ayrıntılı biçimde açıklanmasını istedi.
GÖĞÜSTEKİ KANAMA BULGULARININ DELİL NİTELİĞİ SORULDU
Ağız ve burun kapatılarak gerçekleştirilen öldürme eylemlerinde ağız içinde lezyon oluşmasının zorunlu olup olmadığının netleştirilmesini talep eden başsavcılık, göğüste tespit edilen kanama bulgularının bu tür travmatik bir eyleme delil oluşturup oluşturmadığının da değerlendirilmesini istedi.
KANINDA BULUNAN İLACIN KULLANIM ALANLARI SORULDU
Talepte, dosyada Denizolgun'a ait önceden konulmuş bir tanıyı gösteren tıbbi belge bulunmamasına rağmen raporun sonuç bölümünde kişinin "yüksek tansiyon ve kalp damar hastası" olarak değerlendirilmesinin gerekçesinin açıklanması istendi. Kanında tespit edilen metoprolol etken maddeli ilacın hangi hastalıkların ve tıbbi durumların tedavisinde kullanıldığının da raporda açıkça belirtilmesi talep edildi.
GEÇ İHBAR NEDENİYLE DELİL KAYBI YAŞANDI MI?
Sabah'ın haberine göre, başsavcılık ayrıca erken müdahaleyle ölümün önlenip önlenemeyeceğinin ve ihbarın geç yapılması nedeniyle herhangi bir delil kaybı yaşanıp yaşanmadığının araştırılmasını istedi.


Henüz yayımlanmış yorum yok. İlk yorumu sen yaz.