Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkan Danışmanı Murat Öztuna, ABD-Çin ticaret savaşında avantajın kimin elinde olduğunu AA Analiz için kaleme aldı.

ABD ile Çin arasında 2018'den bu yana gümrük vergileri ve teknoloji rekabetiyle derinleşen, 2025’teki tarife kararlarıyla daha da karmaşıklaşan ticaret savaşı, geçici uzlaşmalara rağmen çözümsüz ve çıkmaza giren temel doğasını değişmeden koruyor.

Çin'in 2026'nın eylül ayında beklentilerin üstüne çıkarak 447,18 milyar dolarlık ihracata karşılık 313,65 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmesi ve yaklaşık 133,5 milyar dolarlık tarihi rekor seviyesinde ticaret fazlası vermesi, uluslararası pazarlardaki rekabet kapasitesinin sürdüğüne işaret ediyor.

ABD'nin Çin'in toplam ihracatındaki payı 2018'de yüzde 19,2 iken 2026'nın ilk 9 ayında yüzde 10,3'e geriledi.

Yine de üçüncü ülkeler üzerinden Çin’in ABD nihai talebine erişimi devam ettiği için bu değişimi tam bir ekonomik bağımsızlaşma olarak yorumlamak oldukça zordur.

Uzun vadede ise ABD, Huawei yaptırımları ve Hollanda menşeli çip üretim teknolojileri firması ASML'nin litografi makinelerinin ihracatına getirdiği kısıtlamalarla Çin’in yüksek teknolojiye erişimini engellemeyi amaçlıyordu ancak çip üreticisi şirketi SMIC’in 14 nm çip üretim kapasitesini ayda 50 bin silikon plakaya çıkarması ve çip üreticisi Yangtze Memory’nin küresel pazar payını yüzde 3’ten yüzde 14’e yükseltmesi, ABD’nin uyguladığı teknolojik yaptırımların Çin’i yerli inovasyon hamlelerine yönelttiğini gösterdi.

Bununla birlikte Çin'in 2026'nın ilk 9 ayında yarı iletken ihracatını yıllık yüzde 108,1 artırması oldukça dikkat çekici ancak ihracat değerindeki artış, en ileri çiplerin tasarımında ve üretiminde teknolojik bağımsızlığa ulaşıldığını veya fiziksel adet artışını tam olarak ifade etmiyor çünkü söz konusu artış, fiziksel üretim artışı kadar fiyat enflasyonu kaynaklı da olabilir.

Üstelik Çinli üreticiler, teknolojik açığı kapatmak için yoğun sermaye yatırımları gerçekleştirirken ABD de mevcut üstünlüğünü korumak ve yarı iletken üretimini yeniden ülke içine taşımak için kamu teşviklerine başvuruyor.

Tesla’nın Şanghay fabrikasının yüzde 95 yerelleşme oranıyla Çin pazarındaki vergileri devre dışı bırakması veya Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ülkeleri arasındaki ara mal ticaretinin yüzde 68’e yükselmesi, sermayenin siyasi engeller karşısında kendi yolunu nasıl bulduğunu ve bölgeselleştiğini özetliyor.

ABD, müttefikleriyle kapalı teknoloji ağı kurmaya çalışırken Çin, BRICS ve Küresel Güney üzerinden kendi ticaret ekosistemini inşa etmeye çalışıyor

Sonuç olarak, Çin'in ihracat kapasitesini koruması, Amerikan ticaret politikasının Çin'i ekonomik bakımdan geriletme hedefinin sınırlarını gösteriyor.

2026'nın 9 ayı itibarıyla Çin, küresel ihracat dayanıklılığı bakımından ticaret savaşlarının yarattığı sürtüşmelere karşın kısa vadede göreli kazanım elde etti.

Halihazırda, ABD'nin finansal piyasalar, dolar merkezli uluslararası para sistemi ve kritik teknolojiler üzerindeki süregelen avantajları, Çin'in ekonomik performansını uzun vadeli üstünlüğe dönüştürmesini kısıtlayıcı hatta engelleyici niteliğe sahip.

Uzun vadede belirleyici olansa hangi aktörün ekonomik ve teknolojik kapasitesini daha düşük ve sürdürülebilir sistemik maliyetlerle yeniden üretebildiği ve bunu uluslararası düzen üzerinde kalıcı etkiye dönüştürebildiği olacaktır.

Kaynak: Anadolu Ajansı